Page 22 - Defterdar Dijital
P. 22

Osmanlı Devlet Teşkilatı’nın Kadim Bir Kurumu






                        Toplantıların  bitiminde  yenilen  yemekte  bi-mezîdi inâyeti’l- Meliki’l-a’lâ hızâne-i âmi-
                        başdefterdar  sadrazamın  sofrasında  yer  rem  defterdarı  dâmet  ma‘âlîhî.’   38  şeklinde
                        alırken diğer defterdarlar vezirlerle bera-  kullanılan  bu  elkâbların,  hükmün  divan
                        ber ayrı bir sofraya otururlardı. Padişahın  veya maliyeden yazılmasına göre değişiklik
                        huzurunda  yapılan  merasimlerde  padi-  gösterdiği görülmektedir.
                        şah, vezirlerde olduğu gibi başdefterdarın
                        tebriklerini  de  ayakta  kabul  ederdi.  Def-  1703  yılında  Başdefterdarlık  makamına
                        terdarların  teşrifattaki  yeri  kazaskerlerin   getirilen ve kısa aralıklarla bu makamda
                        altındaydı.  Başdefterdar  pâye  ve  itibarda   yedi kez görev yapan Defterdar Sarı Meh-
                        nişancı ile eşit sayıldığından teşrifatta kı-  med Paşa’nın, tam bir siyasetname nite-
                        demlerine bakılırdı.                    liğinde olan Nesâyihu’l-vüzerâ ve’l-ümerâ
                                                                adlı eserinde yer verdiği ‘Defterdarda bu-
                        Başdefterdarın, konağında divan akdede-  lunması gereken vasıflar’ kısmı, alanında
                        rek malî konular hakkında dava dinlediğini  tecrübeli bir devlet adamının tespitleri ol-
                        de görüyoruz. Defterdarlar, kendi kalem-  ması hasebiyle oldukça önemlidir.  Meh-
                                                                                                39
                        lerinden çıkan evraka kuyruklu imza deni-  med Paşa defterdarlık makamı için şu hu-
                        len  imzalarını  koyarlar;  muameleli  evrak  suslara dikkat çekmektedir:
                        üzerindeki imzaları ise kuyruksuz olurdu.
                        Ayrıca maliyeden yazılan ferman ve berat-
                        ların arkasına, kanuna göre her üç defter-
                        darın imza atması gerekliydi. Fiilen bir ile
                        üç arasında değişen ve kâğıdın ön yüz yazı-  “(…) Özellikle devlet hazinesinin defterdarı olan
                        sının ters istikametine konulan bu imzalar,   kimse; emânet vekarını üzerinde toplamış, doğru-
                        XVII. yüzyıl ortalarına kadar yan yana olup   luk prensiplerini gözetip çok yıllardan beri hazine
                        başdefterdarınki kâğıdın orta yerinde bulu-
                        nur, diğerleri sola doğru kayardı.       gelirini artıran ve istekleri düzgün yola koymakta
                                                                 eksiksiz çaba gösteren ve kalem işlerini doğru yola
                        Sultan İbrahim (1640-1648) devrinden iti-  koyup düzeltmeğe söz götürmez şekilde önem ve-
                        baren  kuyruklu  imza  atma  hakkı  sadece   rerek ödevinin gereklerini yerine getiren, askerle-
                        başdefterdara  tanındıktan  sonra  ferman
                        ve beratların arkalarındaki imzaların sayısı  rin gereç ve aylıklarını zamanında ödeyen; işlerin-
                        ve yerleri de değişmiş, biri kâğıdın üst ke- de bilgili, ağır başlı, tecrübeli, doğru ve dindar olup

                        narına yakın olmak üzere alt alta atılan iki   devlet malının toplanmasında ve tahsilinde tam ye-
                        imzadan  başdefterdara  ait  olan  alttakine   terli bir kimse olmak gereklidir.
                        kuyruk konmuştur. 37
                                                                 (…) Defterdar olanlar, kötülüklerden çok kaçınıp
                        Defterdarlara gönderilen hükümlerde kul-  açgözlülük ve garezden uzak, doğru ve din duygu-
                        lanılan  elkab  da  yine  Fâtih  Kanunnâme-
                        si’nde zikredilmiş olup:                 suna sahip olup yüce devlet tarafından kendisine
                        “(…)  Ve  defterdarlarıma  cânib-i  Dîvân’dan  verilen kalemiye ve diğer geliriyle yetinip kimse-
                        böyle  yazıla:  iftihârü’l-ümerâ  ve’l-ekâbir  den rüşvet ve mal ve menfaat sağlamak sevdasında

                        muhtârü’l-küberâ  ve’l-efâhir  müstecmaü’l   ve hevâ ve hevesinde olmayıp güvenlik ve doğruluk
                        cemîü’l-ma’âlî  ve’l-mefâhir  zü’l-kadri’l-etemm   yolunu tutmuş, din ve akıl kurallarına uymuş olup
                        ve’s-sadri’l-ekrem el-muhtass bi-mezîdi inâye-
                        til’l-Meliki’l- bârî hızâne-i âmiremin defterdarı  defterdarlığı ilgilendiren kamu hizmetlerinde gü-
                        dâmet ma‘âlîhî / Ve cânib-i mâliyyeden böyle  zel işler yapmağa dikkat ve hazine gelirlerinin art-
                        yazıla: Kıdvetü erbâbi’l-izzi ve’l-ikbâl umdetü   masına  ve  giderlerinin  azalmasına  önem  vermek
                        ashâbi’l-kadri  ve’l-iclâl  câmiü  vücûhi’l-emvâl   gerektir.” 40
                        âmirü’l-hazâyin  bi-ahseni’l-a’mâl  el-muhtass







                                                              20
   17   18   19   20   21   22   23   24   25   26   27