|
TANZİMAT ÖNCESİ
Tanzimattan önce
Osmanlı İmparatorluğu teşkilatı incelendiğinde idari kuruluş
yapısına Büyük Selçuklu İmparatorluğu, Anadolu Selçukluları,
İlhanlılar, Memluklular ve Anadolu Beylikleri gibi bazı İslam ve
Trük devletleri teşkilatlarının örnek olduğu görülmektedir. Osmanlı
devleti maliye teşkilat, Batı (İran) Moğolları denilen İlhanlılar
ile Anadolu Selçuklularının teşkilatından alınmıştır.
Orhan Bey
döneminde (1326-1359) Bursa’nın başkent yapılmasıyla birlikte bir
göçebe sınır beyliğinden yerleşik bir devlet düzenine geçilmiş ve
devlet olmanın bütün koşulları kazanılmıştır. Devletin mali
teşkilatı da esas itibariyle Orhan Gazi zamanında kurulmaya
başlamıştır. I. Murat zamanında devletin merkez ve eyalet
teşkilatları tamamlanmış, daha sonra Çelebi Mehmet’in (1403-1421)
girişimleri ve başarılı çalışmaları ile Timur’un yarattığı sarsıntı
sonucu devletin bütünlüğünü tehdit eden, yayılma ve gelişmesini
geciktiren iç tehlikeler önlenmiş devlet düzeni yeniden kurulmuştur.
Nihayet 29 Mayıs 1453’te Fatih Sultan Mehmet, bin yıldır devam eden
Doğu Roma (Bizans)İmparatorluğu2na son vererek sınırları Avrupa
içlerine kadar uzanan bir devletin, yeni bir İmparatorluğun
kuruluşunu sağlamıştır.
Bu genişlemelere ve
gelişmelere paralel olarak aynı dönemin sonunda gelindiğinde para
basımından tımar düzenine ve Defterdarlık düzeyinde merkez ve taşra
teşkilatına kadar mali örgütlenmenin bütün müesseseleriyle
tamamlandığı görülmektedir.
Sarayın ve padişahın
hizmetleri saraydaki birun, Enderun ve harem personeli ile
yürütülürken, merkezde devletin genel idari hizmetleri ve işlemleri
kalem olarak adlandırılan üç ana büro ya da daire tarafından
yürütülmektedir. Bu daireler, Divan-ı Hümayun kalemleri, Bab-ı
Defter (Defterdarlık) ve Defterdarhanedir. Bunlardan divan-ı hümayun
kalemleri ile defterdarhane nişancıya, hazine-i amire ile birlikte
defterdarlık kalemleri defterdara bağlıdır.
Tanzimat öncesi
dönemde devletin esas hazinesi yani hazine-i amire başdefterdarın
yönetiminde ve sorumluluğundadır. Hazineye giren ve hazineden çıkan
paraların hesabını tutmak, devletin gelirlerini toplamak ve
giderlerini yapmak, merkez ile taşra (eyaletlerinin) gelir, gider,
nakit ve mahsup ilişkilerini sağlamak, devletin yıllık gelir ve
giderlerini dengelemek, gelir ve gider konularında gerekli
tedbirleri almak ve ilgili yılın kesin hesabını çıkarmak üzere
başdefterdarlığa bağlı birimler (kalemler) kurulmuştur. Kurulan bu
maliye hepsine birden bab-ı defteri denilmiştir.
Tanzimata gelinceye
kadar yaklaşık beş buçuk asırlık uzun bir dönemde maliye teşkilatı
kalemleri arasında zamana ve şartlara göre değişiklikler yapılmış,
yenileri kurulurken bazıları yeniden örgütlenmiş ya da
kaldırılmıştır. Osmanlı devletinde maliye idaresi “Bab-ı Defteri”,
“Defterdar Kapısı” gibi isimlerler anılmaktadır.
Defterdarlık
devletin teşkilat yapısı içinde mali işleri yürüten bir üst
kuruluştur. Devletin tüm merkez ve taşra mali birimleri
Defterdarlığa bağlı olarak çalışmaktadır. Defterdarlık kalemleri ve
hazinenin başında defterdar bulunmaktadır. Selçukluların müstevfi
dedikleri vezire Osmanlılar defterdar demişlerdir. Osmanlı
Devletinde hükümdar tüm servetin muhafız ve murakıbıdır. Mali işlere
önceleri Vezir-i Azam bakardır. Sonraları bu işleri fiilen idare
etmek üzere Başdefterdarlık ihdas edilmiştir. Osmanlı devletinde ilk
defterdarın I Murat’ın son senelerinde veya Yıldırım Beyazıt
zamanında tayin edildiği tahmin edilmektedir. Divana (Divan-ı
Hümayuna) dahil olan defterdar vezirlerle kazaskerlerden sonra
gelmekte ve bugünkü anlamıyla Maliye Bakanı olarak görev
yapmaktadır.
Osmanlılarda XV.
Asrın son yarısına kadar merkezde bir defterdar ile eyaletlerde ona
tabi hazine ve mal defterdarları vardı. Memleketin genişlemesi
üzerine II. Beyazıt zamanında merkezdeki defterdar adedi ikiye
çıkarılmıştır. Bunlardan Rumeli defterdarı aynı zamanda
başdefterdardı ve Rumeli’deki haslar ile mukataalara bakardı.
Anadolu defterdarı ise Anadolu’daki haslarla mukataalara bakmakla
görevliydi. Yavuz Sultan Selim’in Doğu Anadolu ve Suriye’yi almasını
takiben oraların mali işlerine bakmak üzere Halep’te Arap ve Acem
Defterdarlığı adıyla üçüncü bir defterdarlık kurulmuştur.
XVI. asır
ortalarında Rumeli ve Anadolu defterdarlıklarına bağlı olan yalılar
ile İstanbul mukataaları ayrılarak merkezde şıkkı sani ünvanıyla bir
defterdarlı daha kuruldu. Bu suretle derece sırasıyla İstanbul’da
Rumeli veya Şıkk-ı Evvel Defterdarlığı, Anadolu Defterdarlığı ve
Şıkk-ı Sani Defterdarlığı adı ile üç defterdarlık meydana geldi.
Daha sonra Tuna (Macaristan) ve Anadolu ile Suriye’de çeşitli kenar
defterdarlıkları kuruldu ise de sonradan kaldırıldığı için maliye
teşkilatında üç defterdar kaldı.
XVII. asır
ortalarından itibaren defterdarlar şıkk-ı evvel, şıkk-ı sani ve
şıkkı salis adlarıyla anılmıştır. Bu tarihten itibaren şıkk-ı evvel
defterdarı başdefterdar olarak bütün mali işlerin başı ve sorumlusu
oldu. Diğer defterdarlar onun yardımcısı gibi grev yaptılar. III.
Selim zamanında şıkk-ı sani defterdarı Nizamı-ı Cedit hazinesine
memur oldu ise de Nizam-ı Cedit kaldırılınca bu makam da kaldırıldı.
Bu defterdara İrad-ı Cedit Nazırı da deniliyordu. Yine III. Selim
döneminde, 1795’de Zahire Nezareti’nin kurulmasıyla birlikte şıkk-ı
salis defterdarlığı Zhire Nazırlıyla birleştirildi. Ancak 1805
yılında tersane Hazinesi’nin kurulmasından sonra Tersane Nazırı
şık-ı salis olarak kabul edildi, zahire nazırları ise şıkk-ı rabi
derecesine indirildi. Şıkkı salis defterdarlığı 1834’te Mansure
Defterdarlığına ilhak olundu. Böylece maliye işlerinin idaresi
münhasıran şıkk-ı evvel defterdarının idaresine verildi.
I. Mahmut zamanında
Yeniçeriler ortadan kaldırıldıktan sonra biri askeri giderlerin
idaresi için Masarifat Nezareti, diğeri de iltizama verilmesi usulü
kaldırılan mukataaların gelirlerinin idaresi için Mukataat Nezareti
olmak üzere iki teşkilat kuruldu. 1834 tarihinde masarifat nezareti
kaldırıldı, şıkk-ı evvel defterdarlığı Hazine-i Amire ve Mansure
Defterdarlığı adlarıyla iki kısam ayrıldı. Nihayet Gülhane
Fermanı’ndan birbuçuk sene kadar önce 28 Şubat 1838 tarihli ferman
ile Hazine-i Amire Mansure hazinesine ilhak olunarak ve defterdarlık
ünvanı kaldırılarak Umur-ı Maliye Nezareti kuruldu. Abdurrahman
Nafiz Bey’e vezaret ve paşalık ünvanı verilerek ilk Maliye nazırı
oldu. Maliye Nazırı ünvanının ihdası sırasında Maliye Müsteşarlığı
da ihdas ve ilk müsteşarlığa mukataat zimmeti Hüseyin Hüsnü Efendi
(Köse) tayin olundu.
Ancak Maliye
Nezareti’nin bu statüsü uzun ömürlü olmadı. Abdülmecit’in tahta geçmesinden hemen sonra ve Tanzimattan birkaç ay önce 2 Eylül
1839’da Maliye Mezareti ikiye ayrılarak tekrar Defterdarlığa
dönüldü. Hazine-i Amire defterdarlığı ile Mukataat Hazinesi
Defterdarlığı yeniden kuruldu. Nezaret Defterdarlıklara ayrıldığı
için müsteşarlık kaldırıldı.
TANZİMAT DÖNEMİ
(1839-1876)
Tanzimatın ilanıyla
birlikte iltizam usulü kaldırıldığından 20 Ocak 1840 tarihinde
Mukataat Hazinesi Miri Hazine (Hazine-i Amire) ile birleştirilerek
Hazain-i Amire oluşturuldu. Hazain-i Amire Defterdarı birleştirilen
hazinelerin başına getirildi ve yeni usullerin (Tanzimatın)
uygulanmadığı yerlerin mali işleriyle görevlendirildi. Defterdarlığa
Musa Saffeti Efendi getirildi. Tanzimatın uygulandığı yerlerin mali
işleri, gönderilecek muhassılların yazışmalarıyla ilenmek üzere
hazine-i amire defterdarlığıyla aynı seviyede olmak üzere “Umur-ı
Maliye Nezareti” yeniden kuruldu. Bu sırada başta Tanzimatın
uygulandığı bölgelerin yeni kurulan muhasıllarca gönderilen vergi
gelirleri olmak üzere diğer bazı gelirleri de tahsil eden yeni bir
hazine ortaya çıktı.
Ancak daha sonra
Hazinelerin tamamının birleştirilmesiyle ve tek hazine sistemine
dönüş gerçekleştirildi. 25 mayıs 1840’ta üç hazine (Hazine-i Amire,
Maliye Hazinesi ve Hazine-i Redif) kaldırılarak tüm gelir ve
giderlerinin Hazine-ş Celile-i Maliye’de birleştirilmesine karar
verildi. Böylece Osmanlı Devleti’nde 1793’ten beri devam edegelen
çok hazine dönemi kapanarak tek hazine-tek bütçe sistemi tekrar
benimsenmiş oldu. Böylece mali teşkilat ve hazineler Umur-ı maliye
Nezareti adıyla bir idarede birleştirildi. Maliye Nezareti de tekrar
bağımsız ve maliyenin tek sorumlusu durumuna getirilmiş oldu.
1858 yılında
çıkarılan Eyaletler Nizamnamesi mevcut idari birimler arasına
karyeleri de dahil etti. Bunun dışında mevcut eyaletler düzenini
korumakla beraber valinin yetkilerini daha da artırdı. Bu arada mali
işlerin idare ve sorumluluğu mülkiye memurluğuna bırakıldı. 1860
yılında yapılan değişiklik ile, defterdarlık ve malmüdürlükleri
lağvedilerek her mahallin maliye işlerinin idaresi görevi ve
sorumluluğu o yerin mülkiye memuruna verildi. Hesap işlerin
yürütülmesi için yeteri kadar katip ve her eyalete bir muhasebeci
tahin edildi. Böylece eyalet valileri ve bağımsız sancak
mutasarrıfları emrine mali işler için birer muhasebeci,
kaymakamların emrine de birer mal katibi veriliyordu. Bu teşkilat,
1864 tarihli ilk vilayet teşkilatına kadar devam etmiştir.
1861 yılında Abdülmecid’in ölümü ve yerine II. Mahmut’un oğlu Abdülaziz’in
padişah olduğu dönemde de mülki idarede Avrupalılaşma yolunda önemli
değişiklikler meydana geldi. Bu dönemde görev yapan ıslahat
taraftarı iki tecrübeli sadrazam Ali ve Fuat Paşaların eyaletlerde
ıslahat yapılarak vilayet usulünün ihdası da dahil olmak üzere
gerçekleştirilen değişikliklerde büyük hizmetleri oldu. Bu
çerçevede, İmparatorluğun Avrupa eyaletlerinde kaynaşan halkı ve
onları destekleyen Avrupa devletlerini de tatmin edebilmek için Fuad
Paşa2nın girişimi ve idaresinde bir Vilayet Nizamnamesi hazırlandı.
Osmanlı devletini Fransız departman sistemine benzetilerek vilayet,
liva (sancak), kaza, nahiye, köy gibi idari taksimata tabi tutan,
valilerin faaliyetini önemli sınırlamalara tabi kılmak suretiyle
merkezden yönetim sistemini kabul eden, mahalli seçilmiş meclislerle
organların ihdasını sağlamak suretiyle mahalli işlerin görülmesinde
istişari nitelikte olmasına rağmen halka az çok bir yer veren, keza
seçim esasına dayanan bir idari mekanizmanın kurulmasında atılmış
önemli bir adımı ifade eyleyen 7 Kasım 1864 tarihli bu nizamname ile
eyaletler kaldırılarak yerine livanın temel birim olduğu vilayet
taksimatı getirildi. Mithat Paşa’nın Valiliği sırasında Tuna
Valiliği’nde başarılı sonuçlar alması üzerine vilayet usulünün
merkeze bağlı diğer bazı vilayetlerde de uygulanmasına karar
verildi. Bu değişikliklerle Osmanlı Devleti’nin sonuna kadar devam
edecek olan İstanbul dışındaki vilayet idaresinin temeli atılmış
oldu. 1864 yılında hazırlanıp 1871 yılında bütün imparatorluğu
kapsamak üzere İdare-i Umumiye-i Vilayet Nizamnamesi ile esaslı
değişikliğe tabi tutularak yeniden yürürlüğe konulan bu nizamname
ile, Islahat Fermanı’ndaki ifadeye uygun bir surette merkezden
yönetim sisteminden halkın da idareye iştirakini sağlayacak bir
yerinden yönetim sistemine doğru gidişi sağlayacak tarzda gerek
valilerin ve gerek seçilmiş meclislerin yetkilerinin artırılması
yoluna gidildi.
Vilayetin mülkiye,
maliye ve zaptiye işlerinin nezareti hukuki hükümlerin yerine
getirilmesi valilere yer verildi. Vilayetlerde muhasebecilikler
kaldırılarak yerini tekrar defterdarlıklar aldı. Muhasebecilikler
sancaklarda kaldı. Defterdarlar valinin emrinde olmakla beraber
görevlerinden dolayı aynı zamanda Maliye Nezaretine karşı doğrudan
sorumlu idiler.
MEŞRUTİYET DÖNEMİ
(1876-1922)
Bu
dönemde Bab-ı Ali
yani hükümet sadaret makamından başka şu dairelerden kurulu idi.
Hariciye, dahiyle, Adliye, Harbiye, Bahriye, Maliye, Maarif, Nafia
ve Ticaret, Şura-yı Devlet Riyaseti, Meşihat-ı İslamiye (Seyhülislamlık)
ve Evkaf. Maliye Nezareti 1293 Kanuni Esasisinin ilanını takiben 40.
maddesi uyarınca hazırlanan “Maliye Nezareti Heyetinin Teşkilatıyla
Vezaifini Şamil Nizamname” ile yenibaştan düzenlendi. Yine aynın
günlerde Nezarete bağlı müstakil bir idare olarak aşar ve Ağnam
Emaneti ile vilayetlerde Emine bağlı aşar ve Ağnam Nazırlık ve
Müdürlükleri kuruldu.
2 Ocak 1880 tarihli
bu nizamnameye göre Maliye Nezareti “Heyet-i Merkeziye” (Merkez
Teşkilatı) ve Heyet-i Mülhaka (Taşra Teşkilatı) olarak iki kısam
ayrılmıştır. Bunun yanı sıra, müstakil birer idare olan vergi,
rüsumat, ağyar ve ağnam emanetleri ile Meskukat-ı Şahane Müdüriyeti
Nezaretin şubeleri arasında yer almaktadır. Bu arada 1877 yılında
Dahiliye Nezareti tekrar kurulmuş ve vilayetler bu nezarete
bağlanmıştır.
Valiler Padişah
tarafından tayin edilmekte, askerlik ve adalet dışında yürütme
kuvvetini bütün alanlarda temsil etmektedir. Vergilerin usulü
gereğince toplanmasını sağlamak, vergi konusunda vilayetin gücünü
artırmak valinin görevleri arasındadır.Defterdar valinin maiyetinde
olarak taşra idaresini yönetmektedir. Sancakların başındaki
mutasarrıflar da vali gibi padişah tarafından tayin edilmekte
mevzuatta belirtilen mülki, idari ve mali hususları yerine
getirmektedir. Maiyetindeki muhasebeci kendisine mali hususlarda
yardımcı olmaktadır. Kazanın başındaki kaymakam Dahiliye Nazırı
tarafından tayin edilmekte, maiyetindeki malmüdürü mali işleri
görmektedir.
Vilayetteki
defterdarlık teşkilatı, vilayet dahilindeki devlet emval ve
emlakinin idare ve muhasebesiyle gelirlerinin tahsilini temin ve
yapılması gereken giderleri tespit ve tahakkuk ettirerek hak
sahiplerine ödenmesini sağlar. Defterdar vilayet idare meclisinin
tabii üyesidir.
CUMHURİYET DÖNEMİ
Bugünkü
Maliye Bakanlığı 1923 yılında kurulmuş, ancak örgüt yapısı ile
görevleri
05.06.1936 tarih ve 2996 Sayılı kuruluş yasası ile belirlenmiştir.
2996 Sayılı Yasada Maliye Bakanlığı'nın kurulmasındaki amaç şöyle
belirtilmiştir;
"Devletin
genel ekonomik politika hedeflerine göre bu hedefleri
gerçekleştirmek maksadıyla konulan esaslar çerçevesinde genel giderleri karşılayacak
gelir kaynaklarını bulmak; gelirleri toplamak, harcamaların ödenmesini sağlamak, Devlet
Mallarını idare etmek ve Devlet hesaplarına ait kayıtlan tutmak, para, kredi ve devlet
borçlarına ait görevleri yerine getirmek, mali idare ile ilgili ihtilaflarda kaza
mercileri nezdinde hazineyi temsil etmek ve uluslararası iktisadi işbirliği ve dış
yardımlar konusunda yabancı devletlerle, uluslararası teşekkül ve mali
müesseselerle temaslarda bulunmak ve ilişkileri düzenlemek."
Bu
yasaya uygun olarak Maliye Bakanlığı merkezde, taşrada ve yurtdışında örgütlenmiş
durumdadır.
Bakanlığın taşra teşkilatı illerde Defterdarlık, ilçelerde Malmüdürlükleri
biçiminde oluşmakta,
Defterdarlıkların ana birimlerinde de Gelir, Vergi Dairesi, Muhasebe, Milli Emlak, Muhakemat Müdürlükleri ile
Kambiyo servisleri bulunmaktadır.
178 SAYILI KHK
VE BAKANLIĞIN MALİYE VE GÜMRÜK
BAKANLIĞI OLMASI
14.12.1983 tarihinde yürürlüğe giren
178 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Maliye Bakanlığı ile Gümrük
ve Tekel Bakanlığı birleştirilmiş ve Maliye ve Gümrük Bakanlığı adı
altında teşkilat yapısı yeniden düzenlenmiştir. 207,
307 ve 367 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler ile 178 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede
değişiklikler yapılmıştır.
484 SAYILI
KANUN
HÜKMÜNDE KARARNAME
13.07.1993
tarihli ve 21636 mükerrer Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 484
Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Bakanlığın idari teşkilat yapısı
ve
görevlerinde bazı değişikler yapılmış ve Bakanlığın adı Maliye
Bakanlığı olmuştur.
516 ve 543
SAYILI
KANUN
HÜKMÜNDE KARARNAMELER
(MALİYE
BAKANLIĞININ BUGÜNKÜ YAPISI)
16.09.1993 tarih ve 21700 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 516 Sayılı "Maliye Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında 178 Sayılı K.H.K.'de Değişiklik Yapılmasına İlişkin K.H.K."
ve 24.06.1994 tarih ve 21970 mükerrer sayılı
Resmi Gazetede yayımlanan 543 Sayılı K.H.K. ile Maliye Bakanlığına bugünkü şekli verilmiştir.
2996 SAYILI
KANUNA GÖRE İSTANBUL MALİYE
TEŞKİLATI
2996 Sayılı
Kanunun 47 nci maddesine dayanarak çıkarılan ve 07.07.1936 tarihli
Resmi Gazetede yayımlanan "Maliye Vekaleti Teşkilatının Vazifelerim Gösterir Nizamname"de
Defterdarlığımız ayrı bir başlık altında ele alınmıştır. Söz konusu
Nizamnamenin "İstanbul Maliye Teşkilatı" başlıklı 4 ncü kısmı
aşağıdaki gibidir.
İstanbul
Vilayet Maliye Teşkilatı itibariyle;
Biri Bakırköy, Adalar,
Beykoz ve Sarıyer kazaları hariç olmak üzere İstanbul'un Belediye hududu
içindeki kısmını,
Diğeri bu
kazalarda vilayetin belediye hududu dışındaki sair kazalarını ihtiva eylemek
üzere iki kısma ayrılmıştır.
Birinci kısım,
Defterdarın idaresi altında mali bir vahdet teşkil eder. Bu kısımda
Maliye Teşkilatı:
a)
Varidat
Müdürleri,
b)
Tahsilat
Müdürleri,
c) Muhakemat
Müdürü,
d)
Milli Emlak
Müdürü ile,
e)
Muhasebe
Müdüründen terekküp eder.
İstanbul'da 4
Varidat Müdürü bulunur. Bunlardan biri irat ve servet vergileri, ikincisi muamele ve
istihlak vergileri ile iştigal eyler. Tahakkuk şube şefleri, memur ve katipleri,
seyyar yoklama ve tahakkuk memurları, muhafaza memurları bu müdürlüklere
bağlıdır. Üçüncü varidat müdürü Damga resmi, dördüncü varidat müdürü de deniz
ve kara av vergileri muameleleri ile meşgul olur.
İstanbul'da üç
tahsilat müdürü mevcut olup İstanbul,
mıntıkaları tahsilat muameleleri
ile iştigal ederler. Her memur ve şefleri, memur ve katipleri, icra
memurları ve veznedarları müdürüne bağlıdır.
Hazine
Avukatları muhakemat müdürüne bağlıdır.Defterdar
emrinde bulunan Varidat, Tahsilat, Muhasebe kontrol memurları da, teftiş ve
kontrol uzuvlarını teşkil eder.
Vilayetin
ikinci kısmı, yine Defterdara bağlı malmüdürleri tarafından idare
olunur.
Bu kısımdaki kazaların idaresi diğer vilayetlerin mülhak kazalarının
aynıdır.
İstanbul
Vilayeti Defterdarı, 45 inci maddede de Vilayet Defterdarları için
sayılan
vazifeleri haiz ve İstanbul Mali Teşkilatının nazım ve murakıbıdır.
Varidat, Tahsilat, Muhakemat, Mili Emlak ve Muhasebe Müdürlüklerinin
idari mercii olup kanunların tatbikinde birlik temin etmek,
programlı ve devamlı bir murakabe tesisi
ile memurları faaliyete sevk, halk ve hazine haklarını ihzar ve
tespit
eylemek, halkın şikayetlerine yer bırakmayacak tedbirleri almak,
memurların hal ve hareketlerim takip ederek yolsuzlukları önleyecek
ve cezalandırılacak kararlar ittihaz etmekle mükelleftir. Defterdara
vazifesinde yardım ve icabı
halinde tetkik ve teftiş ile uğraşmak üzere muavinler verilir.
Defterdarın maiyetinde tayini
vilayete ait memurların sicilini tutmakla vazifedar bir kalem bulunur.
Müdürler
başında bulundukları servislerin amiri olup şubelerine taalluk
eden
işlerin kanun ve nizamnameler dairesinde cereyanını temin vazifesi
ile
mükelleftirler.
Varidat ve
tahsilat kontrol memurları 46 ncı maddede gösterildiği şekilde vazife
görürler.
Şube ve
dairelerdeki memurların devamı da bu memurlar marifeti ile kontrol edilir.
Kontrol memurlarının aylık mesai cetvellerinin birer sureti, Maliye
Vekaleti Varidat Umum Müdürlüğü ile Tahsilat Müdürlüğü'ne
gönderilir.
Muhasebe kontrol
memurlarına, mal sandıklarında muhasebe tetkikatı ve
zat maaşları tediyatı kontrolü
yaptırılır. Maaşlara ait resmi senetlere, nakil evrakına, yoklama
ilmühaberlerine nazaran maaş kayıtlarının bordrolarının tetkiki, tediyelerinin münasip
şekillerde kontrolü ile maaş almak hakkı sakıt olanlar namına fuzuli
maaş tediyesine mani tedbirlerin tatbiki bu kontrol memurlarının vazifeleri
arasındadır.
İrat ve servet
vergileri ile muamele istihlak vergileri varidat müdürleri 47 nci maddede varidat müdürleri
için sayılan vazifelerin ifası ve varidat kontrol memurlarının programını
Defterdarla müştereken tespit ederek müessir bir kontrol tesisi ile
mükelleftir. İstanbul Varidat Müdürleri Varidat Kanunlannın
Tatbikinde verdiği emirlerden Hazine için doğan zararlardan
mesuldürler.
Mükelleflerin
uğrayacakları zararları hakkında umumi hükümlere göre muamele yapılır.
Muhasebei Umumiye
Kanununun 13 üncü maddesi mucibinde varidat tahakkuk memurlarının
mesuliyeti, İstanbul'da tahakkuk ile uğraşan şube memur ve katipler ile tahakkuk şubesi
şefine racidir.
İstanbul
Varidat Müdürleri kazalara ait tahakkuk muamelelerinde, diğer vilayetler
varidat müdürlerinin vazife ve salahiyetine haizdir.
Damga Resmi
Kanunu tatbikatını idareye memur olan Varidat Müdürü, damga resmi
kontrolü için ayrılacak kontrol memurları, Defterdar ile birlikte
tanzim
edecekleri bir program altında muhtelif müesseselerde tetkikata sevk
ve
mesailerini günü gününe takip etmek ve damga resminden mütevellit
ihtilafları hal etmek ve
icabı halinde Defterdarlık vasıtası ile Vekalet'ten sormak, müesseselerde
tutulan zabıt varakaları üzerine icap eden muameleyi yaparak resim ve
cezalan tahsil ettirmek, mahkemeye intikal eden takibat dosyalarını
Muhakemat Müdürlüğü'ne vermek, damga resmi ziyama mahal vermeyecek
bütün
tedbirleri almak ve tatbik etmekle mükelleftir.
Bu müdürlüğün
emrinde takibat ve tahsilat ile uğraşmak üzere icra ve ceza tahsil
memurları bulunur.
Kara avlan ile
İstanbul ve Çanakkale Boğazlan ve Marmara Denizi içinde deniz av
vergileri muamelelerini ifa ve tahsilatı temin ve Defterdarla
birlikte yapılacak bir
program altında, kontrol icrası için varidat müdürlerinden biri
tavzif
edilir. Bu müdürlük enirinde lüzumu kadar muhasip, veznedar,
muhafaza memuru ve
kantarcı bulunur.
Tahsilat
Müdürleri kendi mıntıkasında tahsilata tevdi olunan tahakkukatı, tahsil
şubeleri marifetiyle tahsil ettirmek, tahsil şubelerine ait
vazifelerin ifası tarzına ait
mevzuat dairesinde, tahsilat, teslimat icrasını ve mükelleflere ait tahsilat müfredat kayıtlarının işlenmesini ve icra-i takibatın zamanında
ifasını takip ve murakabe
eylemek ve her şubedeki tahsilatın yürüyüşünü göz önünde bulundurmak ve Defterdarla müştereken tespit olunacak programa göre
tahsilat kontrol
memurları marifeti ile şubelerin murakabe altında bulundurulmasını
temin etmek ve Divan-ı Muhasebata idare hesabı vermekle mükelleftir.
Tahsilat müdürü bu
hesaptan doğacak mali mesuliyette tahsil şube şefi ile müşterektir.
İstanbul
Vilayetinin mali idare itibari ile ayrıldığı kısımlardan ikincisine
dahil
kazaların muamelatı Defterdarlıkça tahsilat noktasından tahsil
müdürleri arasında
taksim olunur. Her tahsil müdürünün kendisine ayrılacak kazaların
tahsilat işlerinin idaresindeki vazifesi diğer vilayetlerdeki
tahsilat müdürlerinin vazifesinin
aynısıdır.
İstanbul
Vilayeti Muhasebe Müdürü 50 nci maddede vilayet muhasebe müdürleri için
sayılan vazifelerin aynısını görür.
Bakırköy,
Beykoz, Adalar, Sarıyer hariç olmak üzere İstanbul Belediyesi hududu içindeki
kazalar malmüdürlükleri varidat ve tahsilat işleri ile iştigal
etmeyerek
münhasıran maaş ve masraf tediyesini yapmak ve Muhasebei Umumiye Kanunu
ile diğer kanunların masraf muhasiplerine tevdi ettiği vazifeleri
ifa etmek ve Divan-ı Muhasebata İdare hesabı vermekle
mükelleftirler.
İstanbul'da da
diğer vilayetlerde olduğu gibi damga ve harç pulu satışları Vilayet
Muhasebe Müdürü ile kaza malmüdürleri tarafından yapılır. |